İçerik değiştir




  • Yanıtlamak için giriş yapın
bu konuya 48 yanıt verildi

#41 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 02.10.2015 - 01:53

Kendi kendine İngilizce çalışmalarımın bu aşamasında bir rapor veresim var: 

 

Bu kitabı çevirmeye çalışırken fena halde debelendiğimin farkındayım ama burada tek 1 kere geçtiğim sayfaları aralıklarla olmak üzere defalarca okudum ben, hala da okuyorum. Ve giderek daha iyi anlamaya başladım. İnternet ortamında gördüğüm basit metinleri, fazla karışık olmayan cümleleri falan da gittikçe daha iyi anlıyorum. Düzenli ve sıkı bir şekilde çalışmıyorum, çalışsam daha da ilerliycem, farkındayım. İngilizce konuşabilmekten veya Türkçe bir metni İngilizce'ye çevirebilmekten yana pek umutlu değilim şu noktada. Fakat okuduğum İngilizce şeyleri, çok karmaşık olmaması kaydıyla tabii, anlayabileceğim yolunda gayet umutluyum. Çünkü bu açıdan ilerleme kaydediyorum-sıkı çalışmadığım halde.

 

Öte yandan; şöyle bir alışkanlık gelişti bende, Google Plus'ta gördüğüm İngilizce yorumları anlamaya çalışıyorum ve bazen anlıyorum da. Bir sitedeki gelinlik veya başka bir şey modelleri hakkında yazı mı yazıcam, İngilizce ürün açıklamalarını okuyorum önce bir. Sonra Google Translate ile çeviriyorum gerçi ama önce az-çok anlamayı deniyorum. Bu yazılara yazacağım yazıyı zenginleştirmek, oradaki bilgilerden bir şeyler eklemek için bakıyorum aslında ama bana böyle bir faydası da oluyor. Carla Ruiz diye bir abiye markası varmış mesela, kadın hakkında Türkçe bilgi bulamadım, İspanyolca bir röportaj buldum (Bir İspanyol markası bu), röportajı Translate'e yapıştırıp yazıma eklemek için bir şeyler anlamaya çalıştım. Ki zor oldu zira Translate'in çevirileri çok basit cümleler haricinde iyi değil. İngilizce'de çok sorun olmuyor bu çünkü az bir şey biliyorum o dili. Ama başka dillerde zor oluyor. Neyse, demek istediğim, böyle şeyler de yapıyorum ben, hem de iş gereği sıklıkla. Sanırım bunların da bana olumlu katkısı oluyor.

 

Bir blog açtım kendime, oraya da İngilizce çalışmalarımla ilgili yazılar yazıcam, bu konuda bildiğim şeyleri anlatıcam belki bazen ve tıpkı bu şekilde kitap çeviricem. Bu konu için çevirmeye uğraştığım The Long Goodbye 6.seviye bir kitap, yani içinde 3.000 kelime var. Blogda ise, A Dog of Flanders isminde bir hikayeye başladım, o 2. seviye bir İngilizce hikaye kitabı, içinde 1.050 kelime var. Akmar Pasajı var İstanbul Kadıköy'de, geçenlerde oradan seçtim bunu, kızımla beraber. 6. seviyenin benim için yüksek olduğunu düşünüyorum ama The Long Goodbye'ı kafasını gözünü yara yara da olsa bitiricem, öyle karar verdim. 2. seviye beni çok az zorlayacak anladığım kadarıyla, bilerek aldım aslında, bu yoruyor ya, onu daha kolay çeviririm de moral olur diye. 




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#42 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 29.10.2015 - 15:23

He looked straight at me for the first time since he had come in. 'I said I was in trouble.'

 

"I heard you. I don't want to know what kinf of trouble. It's a matter of law. I can't know."

 

"I could make you drive me. With the gun," he said.

 

I grinned and pushed the gun across the table. He didn't touch it. "I'm a man who sometimes has business with guns. I'd look stupid trying to tell the police I was so scared I had to do what you told me to."

 

 

 

İçeriye geldiğinden beri ilk kez düpedüz bana baktı. "Başımın dertte olduğunu söyledim."

 

"Seni duydum. Bunun ne çeşit bir sorun olduğunu bilmek istemiyorum. Bu bir kanun meselesi. Bilemiyorum. (Ne yapacağımı - galiba)

 

"Beni arabayla götürmeni sağlayabilirim. Tabancayla" dedi.

 

Sırıttım ve tabancayı masanın karşısına iteledim. Ona dokunmadı. "Zaman zaman silahlarla işi olan bir adamım. Polislere bana yapmamı söylediğin şeyi yapmak zorunda kalacak kadar korktuğumu anlatmaya çalışırken aptal görünebilirdim."

 

 

 

 




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#43 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 02.11.2015 - 00:43

"Listen," he said, "they won't even look in the bedroom until midday. She won't be there. The bed will be too neat, so they'll look in the guest house. Servant always know that goes on."

 

"And when they see her," I said, "they'll think she's drunk, right? And that's the end of the story. That's all I want to hear. You're sick of it all; you've have been thinking of leaving for some time."

 

"I called her father last night," Lennox said, remembering. "I told him I was leaving."

 

"What did he say?"

 

"He was sorry. He wished me luck. Oh yes, he also asked me if I needed money. That's all he ever thinks about."

 

"Did you ever see her with a man in the guest house?" I asked suddenly.

 

He looked surprise. "I never even tried."

 

 

 

"Dinle," dedi, "onlar bile öğlene kadar yatak odasına bakmazlar. O orada olmayacak. Yatak çok düzgün olacak, bu yüzden konuk evine bakacaklar. Hizmetçi daima neler döndüğünü bilir."

 

"Ve onu gördükleri zaman," dedim, sarhoş olduğunu düşünecekler, doğru mu? Ve bu hikayenin sonudur. Duymak istediğimin hepsi bu. Bütün bunlardan rahatsızsın ve belli bir süre için ayrılmayı (Uzaklaşmayı) düşündün."

 

"Dün gece babasını aradım" dedi Lennox, hatırlayarak. "Ona ayrıldığımı söyledim."

 

"Ne söyledi?"

 

"Üzgün olduğunu. Bana şans diledi. Oh evet, paraya ihtiyacım olup olmadığını da sordu. Düşündüğünün hepsi bu." (Düşündüğü bu kadar...?)

 

"Onu konuk evinde bir erkekle gördün mü hiç?" diye sordum aniden.

 

Şaşırmış göründü. "Bunu asla denemedim bile." (Hiç kontrol etmedim...herhalde)

 

 

 

 

 

 

 




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#44 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 02.11.2015 - 01:25

"OK, so this is how it is. You came to me this morning and wanted a ride to Tijuana. You couldn't bear life with her anymore. Where you went was none of my business. We are friends and I did what you asked me." 

 

"How does it sound?" He looked at me hopefully.

 

"Depends on who's listening."

 

"I'm sorry," he said.

 

"Your type's always sorry, and always too late. I've still got that suitcase of yours. You need luggage. It'll look better." I got it from where I'd kept it and put some things in it. Nothing used, nothing marked. Then I got the car out, locked up, and we left.

 

 

 

İlk cümleyi geçiyorum, onu çözemedim. Tamam, böylece bu...o nasıl...yok, olmuyor. = '(...Ama şey gibi olması lazım; tamam, böylece bu oldu...bu yüzden bu oldu......falan.

 

Bu sabah bana geldin ve Tijuana'ya bir gezinti istedin. Artık hayatı onunla beraber götüremezdin. (Onunla yaşamaya dayanamazdın.) Nereye gittiğin beni ilgilendirmez. Biz arkadaşız ve ben senin istediğini yaptım."

 

"Kulağa nasıl geliyor?" Umutla bana baktı. (İlk cümleden emin değilim. Sesi nasıl...desen tuhaf oluyor, mantıken böyle olmalı diye düşünerek salladım.)

 

"Kimin dinlediğine bağlı."

 

"Üzgünüm," dedi.

 

"Senin türün her zaman üzgün (Sen hep üzgünsün) ve her zaman çok geç. Senin o bavulun hala bende. Bagaja ihtiyacın var. Bu daha iyi görünür." Onu koyduğum yerden getirdim ve içine bazı şeyler koydum. Hiçbiri kullanılmış değil, hiçbiri işaretli (Dikkat çekici?) değil. Sonra arabayı aldım, kilitledim (?) ve yola çıktık.




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#45 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 15.11.2015 - 01:11

We didn't have much to say to each other on the way down. The border people had nothing to say to us either. When we reached the airport, the plane was there but no one was hurrying.

 

Terry went to get his ticket and came back. There were only a few people waiting with us.

 

"OK. I'm ready," he said. "This is where I say goodbye."

 

We shook hands. He looked tired, very tired.

 

"I owe you," he said, "but you don't owe me. We had a few drinks together and I talked too much about me. I left a five-hundred-dollar bill in your coffee jar.

 

"I wish you hadn't."

 

"I'll never spend half of what I have."

 

"Good luck, Terry. Go, get on the plane. I know you didn't kill her."

 

 

Yol boyunca birbirimize söyleyecek çok şeyimiz yoktu. Sınır insanlarının da bize söyleyecek hiçbir şeyi yoktu. (Herhalde) Havaalanına vardığımız zaman uçak oradaydı fakat kimse acele etmiyordu.

 

Terry biletini almaya gitti ve geri geldi. Bizimle beraber bekleyen sadece birkaç kişi vardı.

 

"Tamam. Hazırım," dedi. "Bu (Burası) hoşçakal diyeceğim yer."

 

El sıkıştık. Yorgun görünüyordu, çok yorgun.

 

"Sana borçluyum," dedi, "ama sen bana borçlu değilsin. Birlikte birkaç içki içtik ve kendime dair çok şey konuştum. Kahve kavanozuna 5oo Dolarlık bir banknot bıraktım."

 

"Keşke bunu yapmamış olsan." veya "Bunu yapmamış olduğunu umarım / Bunu yapmamış olmanı dilerim."

 

"Asla sahip olduğumun yarısını....harcamıycam? harcamam? 

 

"İyi şanslar, Terry. Git uçağa bin. Onu öldürmediğini biliyorum."




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#46 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 07.01.2016 - 01:09

The Long Goodbye by Raymond Chandler page: 17 - 18

 

He stared at me. He turned away, and looked back.

 

"I'm sorry," he said quietly, "you're wrong about that. I'm going to walk slowly to the plane. You have plenty of time to stop me."

 

He walked. I watched him. He went through a door. He was outside now. He stopped there and looked towards me. He didn't wave. Neither did I. Then he went up the steps into the aircraft. The engines started and that big silver bird began to roll away. The dust rose in clouds behind it. I watched it lift slowly into the air and disappear into the blue sky, going south. Then I left.

 

 

 

Bana dik dik baktı. Uzaktan (Biraz gittikten sonra - herhalde) döndü ve arkasına baktı. 

 

"Özür dilerim," dedi sessizce. "Bu konuda yanılıyorsun. Yavaşça uçağa doğru yürüyeceğim. Beni durdurmak için bol bol zamanın var."

 

Yürüdü. Onu izledim. Bir kapıyı geçti. Şimdi dışarıdaydı. Orada durdu ve bana doğru baktı. El sallamadı. Ben de öyle. Sonra merdivenleri çıkıp uçağın içine girdi. Motorlar çalışmaya başladı ve o büyük gümüş (rengi) kuş uzaklaşmaya...?..başladı; diyelim. Arkasından toz bulutları yükseldi. Onun havada yavaşça yükselmesini ve mavi gökyüzünde güneye doğru kayboluşunu seyrettim. Sonra döndüm.




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#47 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 07.01.2016 - 01:24

The Long Goodbye - Chapter 3

 

It was two in the afternoon when I got home and they were waiting for me.

 

"You Marlowe? We want to talk to you." This one was grey-blond and looked hard. His partner was tall, handsome and just looked nasty. They both had watching - and - waiting eyes. They showed me their badges. 

 

"Sergeant Green, Central Homicide". This is Detective Dayton."

 

I went on up and unlocked the door. You don't shake hands with the police.

 

They sat in the living room and Green did the talking.

 

 

 

Eve vardığımda saat öğleden sonra 2 idi ve beni bekliyorlardı.

 

"Sen Marlowe musun? Seninle konuşmak istiyoruz." Bu gri - sarışın ve sert bakan biriydi. Ortağı uzun boylu, yakışıklıydı ve tam olarak pis bakıyordu. İkisinin de izleyen ve bekleyen gözleri  (bakışları mı demeli?) vardı. Bana rozetlerini gösterdiler.

 

"Çavuş Green, Central Homicide. (The section of the police department which investigates murders / Polis departmanının cinayetleri araştıran bölümü) Bu Dedektif Dayton"

 

Yukarıya gittim ve kapının kilidini açtım. Polislerle tokalaşmazsınız.

 

Salonda oturdular ve Green konuşmayı yaptı.




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#48 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 17.03.2016 - 01:45

"Man named Terry Lennox. You know him, right?"

 

"We have a drink together once in a while. He lives in Encino, married money. I've never been there."

 

"When did you last see him?"

 

I filled my pipe. "This is where I ask you what's it's all about and you tell me that you ask the questions, right?"

 

"That's right. So you just answer them."

 

I don't know, I guess I was tired. Maybe I felt a little guilty. "I don't have to say anything."

 

Dayton spoke up. "Answer the questions, Marlowe. Just co - operate. It's healthier."

 

 

 

"Terry Lennox isimli adam. Onu tanıyorsun, değil mi?"

 

"Arada bir beraber bir şeyler içtik. Encino'da yaşar, parayla evli. (??) Ben orada hiç bulunmadım."

 

"Onu en son ne zaman gördün?"

 

Pipomu doldurdum. "Bu noktada ben sana bütün bunların neyle ilgili olduğunu sorarım ve sen de bana soruları senin sorduğunu söylersin, değil mi?"

 

"Bu doğru. Bu yüzden sadece onları cevapla."

 

Bilmiyorum, sanırım yorgundum. Biraz da suçluluk hissetmiş olabilirim. "Hiçbir şey söylemek zorunda değilim."

 

Dayton yüksek sesle konuştu. "Soruları cevapla, Marlowe. Sadece işbirliği yap. Bu daha sağlıklı."

 

 




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...


#49 hüfyaa

hüfyaa

    Burası olmadan yaşayamaz

  • Yöneticiler
  • 6.884 Mesaj
  • Cinsiyet:Bayan
  • Konum:kocaeli
  • İlgi Alanları:binkelam.com,birkizbirana.blogspot.com,sadecegelinlik.blogspot.com,erkekgiyimkusam.blogspot.com,sadeceelbise.blogspot.com,bakimveguzelliksirlari.blogspot.com

Gönderim zamanı 24.03.2016 - 18:49

Right away I didn't like him. His voice was a hard don't - fool - with - me voice. I went to the book shelf and took down the big state law book. I held it out to him. "Find me the part that says I have to answer your questions. There's no such law."

 

"Sit down" Green said impatiently. "Lennox's wife has been murdered. Ugly job. Murderer used something blunt. Must have hit her more than a dozen times. Husband is missing. We find your telephone number in his desk, marked with today's date. She'd been seeing other men. We found that out, too."

 

"Terry Lennox wouldn't do anything like that. He's known about the other men for a long time."

 

"He's not going to tell us anything, Sergeant," Dayton said. "He's read that law book. He thinks the law lives in the book. Don't you, Marlowe?"

 

I said nothing. I wasn't going to help him.

 

"Stand up," he said.

 

I started to get up. I was half way up when he hit me, I sat back down and shook my head. Dayton was smiling; Green was looking away.

 

"Let's try again," Dayton suggested. I didn't move or speak. If I stood up, he'd hit me again. But if he hit me again, I'd hurt him. He couldn't hit me hard enough to stop me from hurting him next time. 

 

 

Anında ondan hoşlanmadım. Sesi sert bir "Beni aptal yerine koyma" sesiydi. Kitaplığa gittim ve büyük eyalet kanunu kitabını indirdim. Ona uzattım. "Bana senin sorularına cevap vermek zorunda olduğumu yazan bölümü göster. Böyle bir kanun yok."

 

"Otur" dedi Green sabırsızlıkla. "Lennox'un karısı öldürüldü. Çirkin iş. Katil (köreltici? kesici?) bir şey kullandı. Ona 1 düzineden fazla vuruş yapmış olmalı. Koca kayıp. Senin telefon numaranı bugünün tarihiyle işaretlenmiş olarak senin defterinde bulduk. O (Kadın) başka erkeklerle de görüşmekteydi. Bunu da öğrendik."

 

"Terry Lennox böyle bir şey yapmış olamaz. Uzun zamandır diğer erkeklerden haberi vardı."

 

"O bize hiçbir şey söylemeyecek Çavuş," dedi Dayton. "0, o kanun kitabını okumuş. Kitaptaki kanunla yaşadığını sanıyor. (Burası hiç olmadı. Hayatın kitaptaki kanunlara göre yaşandığını sanıyor..demek istiyor sanırım.) Değil mi, Marlowe?"

 

Hiçbir şey söylemedim. Onlara yardım etmeyecektim.

 

"Ayağa kalk," dedi.

 

Kalkmaya başladım. Bana vurduğu zaman yolu yarılamıştım. (Yarı yarıya kalkmıştım.) Geri oturdum ve başımı çarptım. Dayton gülüyordu, Green başka yerlere bakıyordu.

 

Dayton "Haydi tekrar deneyelim" diye önerdi. Hareket etmedim ve konuşmadım. Eğer kalksaydım bana tekrar vurabilirdi. Fakat bana tekrar vursaydı ona zarar verirdim. Bana bir dahaki sefere ona zarar vermemi engelleyecek kadar sert vuramamıştı.

 

 

 

 

 




ne giderim peşlerinden..ne ardımda devam olsun..
ne uyarım,ne hükmeder..kalanlara selam olsun...






Benzer Konular Daralt

  Konu Forum Konuyu Açan İstatistikler Son Mesaj Bilgisi

3 kullanıcı bu konuya bakıyor

0 üye, 3 ziyaretçi, 0 gizli