İçerik değiştir



- - - - -

Kürtçe Kelime Haznesi


  • Yanıtlamak için giriş yapın
Bu konuya yanıt verilmedi

#1 anatolia

anatolia

    Hiç gelmiyor desek yeridir

  • Yeni Üyeler
  • 1 Mesaj

Gönderim zamanı 26.12.2010 - 23:54


Kürtçü kesimin internette yaydığı ve Türkçe diye bir dilin olmadığı iddialarının dillendirildiği safsatanâme'ye rastlamışsınızdır. Bu yazı, Kürtçü kesime anlayacakları dilden bir cevaptır. Kürtçü kesim, Farsça'dan Kürtçe'ye geçmiş olan sözcüklere de Kürtçe demekte “onlar ortak sözcükler” diyerek alıntı olan bu sözcükleri gizlemeye çalışmaktadır. Tabii ki Farsça ile Kürtçe'nin ortak kelimeleri de bulunmaktadır ancak Kürtçe'ye Farsça'dan alınan kelimeler de vardır. Söz gelimi Kürtçü iddiaya göre “nâme” Kürtçe'dir. Oysa bu yalanı, biraz lisâniyat bilen biri hemen görebilir. Çünkü Farsça olan nâme sözcüğü yine Farsça olan nâm “isim, ad”dan gelir. Kürtçe'de ise nav “isim, ad” demektir. Yâni nâme'nin Farsça'dan alıntı olduğu âşikârdır. Eğer bu ortak bir kelime olsaydı bunun navî olması gerekirdi.

Kürtçü kesim, Türkçe'den ve Arapça'dan gelen kelimeleri de öz Kürtçe ilân etmekte ve lisâniyat ilmine ideoloji, milliyetçilikle yaklaşmaktadır. Bir nevî “Kürt Güneş Dil Teorisi” inşâ etmektedirler. Söz gelimi Kürtçe qerax “kıyı, sâhil” sözcüğü ilk bakışta öz Kürtçe sanılabilir oysa Türkçe'dir. Türkiye Türkçesi halk ağızlarında kırak “kenar 2) kıyı”, Azerbaycan Türkçesi'nde qırax “kenar 2) kıyı” demektir. Çoğu dilde “kıyı” anlamına gelen sözcük “kesmek, kırmak” kökünden gelir ki Türkçe “kıyı” sözüğü de kı- kökünden gelmektedir. (kıy- “kıymak” da aynı köktendir) Arapça sâhil < sahl “kıyma, rendeleme”, İngilizce shore “kıyı” = shear “kırpma, kesme” örnekleri gibi. Türkçe kırak/qırax > Kürtçe qerax olmuştur.

Bir başka örnek, Kürtçe erd “yer” sözcüğü. Kürtçü kesim bu sözcüğe de “öz Kürtçe” deyip bu sözcüğün Almanca erde “yer 2) dünya” = İngilizce earth “yer 2) dünya” ile “kökteş” oluğunu iddia eder. Oysa sözcük Arapça ard'dan gelir. Bu Arapç*gunökenli sözcük Türkçe'de ise arz “yer” olmuştur. Arapçadaki “dat” harfi, Türkçe'ye geçen kelimelerde “z”, Kürtçe ve Farsça'ya geçen kelimelerde “d” olur. Arapça arD (dat) > Türkçe “arz” > Kürtçe “erd”...

Kürtçe'nin kapsamlı bir etimolojik sözlüğü yoktur ve bu “Kürt Güneş Dil Teorisi” bakışıyla da hazırlanamaz. Kürtçe'deki koç “göç”, koçer “göçer”, isot “issi ot” gibi öz be öz Türkçe kelimeleri dahi “öz Kürtçe“ sanan ve ilân eden bakış açısı sahipleri elbette ilmî gerçekleri bırakıp uydurma teoriler ortaya atacaktır.

Kürtçü safsatanâmeciler gibi yapıp Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimeleri bölüm bölüm verelim. Mâdem bir dildeki yabancı kökenli kelimeler, o dilin “olmadığının” kanıtıdır, aynı bakış açısıyla bakalım Kürtçe var mıymış yok muymuş? Tabii bu çalışmadaki kelimeler “ufak” bir örnektir. Kürtçe'deki yabancı kökenli kelimelerin (Ermenice, Fransızca, İngilizce, Süryanice, Urartuca, Hurrice, Gürcüce, Lazca, Lezgice, Yunanca, Almanca, İtalyanca, Latince, Rusça vb. hâriç tutuldu) tümü değil, sadece Türkçe, Arapça ve Farsça'dan geçenlerin cüz'i bir kısmına yer verilmiştir.

Örneğin, pamidor “domates” < Rusça, kartol “patates” < Rusça, pirpirim “semizotu” < Ermenice, bacanê sor “al patlıcan” < Farsça badincan > Kü bacanê, Kü gêras < Yun kerasos gibi diğer dillerden yapılan alıntılara değinilmemiştir.

Ev, Mutfak, Bitki adları, Hayvan adları ve Günlük Hayatla ilgili kelimelerden bazı örnekler


oda, ode < Tü oda

îsot < Tü issi ot < ıssı ot “sıcak ot, acı ot”

qawin < Tü kavun

gizêr, gêzer < Tü kezer “havuç” (halk ağzıları)

yarkok < Tü yerkök “havuç” (halk ağzıları)

arpalix < Tü arpalık

tor < Tü tor “sık gözlü ağ”

torbe < Tü torba

dorpî < Tü törpü

dorpî kirin < Tü törpü'den “törpüleme”

dorpîkirî < Tü törpü'den “törpülü”

turm, torm < Tü torum “deve yavrusu”

dol < Tü döl “torun anlamında”

torîn < Tü torun

pisîk, pişîng, pişîk < Tü pisik “kedi” (halk ağızları)

gogercîn < Tü güvercin

çelik < Tü çelik

çorek < Tü çörek

qewan < Tü kovan

qerekol < Tü karakol

ordî < Tü ordu

qertel < Tü kartal

boz < Tü boz “kır, gri”

qir < Tü kır “gri”

qeraç < Tü kıraç

hespê boz < Tü boz'dan “boz at, kır at”

boz bûn < Tü boz'dan “bozlaşma, kırarma, grileşme”

çakûç < Tü çekiç < çakıç (çak- “çakmak” kökünden)

bitov < Tü bit- kökünden “bitiv” (tohum) (halk ağızları bitiv, bider “tohum”)

çax < Tü çağ “zaman, vakit, çağ”

biçax, bêçax < Tü çağ'dan “bîçağ, zamansız, çağsız”

kasok < Tü kesek'ten “orak, kesme aracı”

belge < Tü belge

belge kirin < Tü belge'den “belgelemek”

bibelge < Tü belge'den “belgesiz”

belgedar < Tü belge'den “belgeli”

belgedan < Tü belge'den “belgelik, arşiv 2) dosya”

belgewar < Tü belge'den “belgesel”

belgename < Tür belge'den “senet”

belgeyî < Tü belge'den “dokümanter”

gemî < Tü gemi

gemîvan < Tü gemi'den “gemici, armatör”

gemîvanî < Tü gemi'den “gemicilik, armatörlük”

gûz < Tü koz “ceviz”

gûzik < Tü kozak “kozalak”

gûzikî < Tü kozak'tan “kozaksı, kozalaksı”

qarqarok < Tü karga

telik < Tü terlik

çîçek < Tü çiçek

çemçik < Tü “çömçük” (kepçe) çömçe “kepçe” (halk ağızları) (Farsça'ya da “çumça” olarak geçmiştir.)

aş < Tü aş “yemek” (Kazakça as, Kırgızca/Özbek/Türkmen/Azeri/Uygur/Tatar/Başkırt aş, Yakutça aas)

aşpêj < Tü aş'tan “aşçı”

aşpêjî < Tü aş'tan “aşçılık”

aşxane < Tü aş'tan “aşevi, aşhâne”

çetel < Tü çatal

biçetel < Tü çatal'da “çatallı”

çeteldank < Tü çatal'dan “çatallık”



kap < Tü kap “tas, kâse”

qalpax < Tü kalpak “kapak, kapatan”

kepeng < Tü kapanak/kepenek (Farsça'ya da kepenk/kepeng olarak geçmiştir. Türkçe kapanak ile kepenek aynı kelimedir “kapanan/kapatılan şey”)

kepenek < Tü kepenek

kapek, kapik, kepik, kepek < Tü kepek “tahıl kepeği”

boza < Tü boza

bozafiroş < Tü boza'dan “bozacı”

bozafiroşî < Tü boza'dan “bozacılık”

bozaker < Tü boza'dan “bozacı”

bozakerî < Tü boza'dan “bozacılık”

kulek < Tü külek “kova, tahta kova” (halk ağızları)

mantî < Tü mantı

ocax < Tü ocak

don < Tü don (don yağı, katı yağ)

qatix < Tü katık

biqatix < Tü katık'tan “katıklı”

bêqatix < Tü katık'tan “katıksız”

qatix kirin < Tü katık'tan “katıklamak”

meyan < Tü meyan “glycirrhiza”

ordek < Tü ördek

balaban < Tü balaban

beyreq < Tü bayrak

çelik < Tü çelik

temîrkere < demircilik

çakmaq < Tü çakmak

çakmaqfiroş < Tü çakmak'tan “çakmakçı”

çakmaqdar < Tü çakmak'tan “çakmaklı”

bêçakmaq < Tü çakmak'tan “bîçakmak, çakmaksız”

qiço < Tü küçük

at < Tü at

doner < Tü döner

donervan < Tü döner'den “dönerci”

çelik < Tü çelik

çorek < Tü çörek






Dillerde çokça kullanılan kavramlardan, kelimelerden bir kısım örnekler


dîrek < Tü direk

dûz < Tü düz

dûz bûn < düzleşmek

dûzbûnî < düzlük

dûzekî < düzce

dûz kirin < düzletme, düzleme

çapik < Tü çabuk (çap- “hızlı gitmek, hızlı olmak” kökünden. Çapkın ve “at çapmak” bu kökten gelir. Farsça'ya ve Ermenice'ye de geçmiştir.)

çalim < Tü çalım

çalim kirin < çalımlanma

çalak < Tü çalak “hızlı, çabuk 2) yapan çal-ış-mak ile aynı kökten)

çalak bûn < Tü çalıştırmak

çalakî < Tü çalaklık, etkinlik

çalakîker < Tü çalak'tan “eylemci”

çalakîkerî < Tü çalak'tan “eylemcilik”

çalaktî < Tü çalak'tan “atılgan”

çalakîsaz < Tü çalak'tan “eylemci”

çalakîsazî < Tü çalak'tan “eylemcilik”

çalakane < Tü çalak'tan “çalakâne, etkince”

tore < Tü töre
torenenas < Tü töre'den “töre tanımaz”
torenenasî < Tü töre'den “töre tanımazlık”
toreyî < Tü töre'den “törevî, töresel”
torî < Tü tor “genç”ten “torluk”

koç < Tü köç “göç”

koçer < Tü köçer “göçer, göçebe”

koçerî < Tü köçer'den “göçerî, göçerlik, göçebelik”

koç kirin < Tü köç “göç”ten “göçmek”

koç bûn < Tü köç “göç”ten “göçme”

koçber < Tü köç'ten “göçmen”

koçberî < Tü köç'ten “göçmenlik”

koçbûyîn < Tü köç'ten “göçüş”

qerqeşûn < Tü kargaşa

biqerqeşûn < Tü kargaşa'dan “kargaşalı”

qerqeşûnî < Tü kargaşa'dan “kargaşalık”

çol < Tü çöl

çolax < Tü çolak

çolistan < Tü çöl'den “çölistan, sahra”

çolkarî < Tü çöl'den “kırsal, çölsel”

çolter < Tü çöl'den “kırsal, kır, kırlık, step”

çolterî < Tü çöl'den “kırsal, kırlık”

çokterî bûn < Tü çöl'den “kırlaşmak, kırsallaşmak”

çolwar < Tü çöl'den “kır, kırsal”

çewlik < Tü çevlik “etrafı çevrilmiş yer, bahçe 2) büklük”

çawîş < Tü çavuş

çawîşî < Tü çavuş'tan “çavuşluk”

qedexe kirin < Tü kadağan “yasak”tan > “yasaklama” (Azerbaycan/Oğuz Türkçesi qadağan, Özbekçe katäğan “yasak”)

qadexe bûn < Tü kadağan'dan “yasaklanma”

qedexeker < Tü kadağan'dan “yasaklayıcı”

çapan < Tü çapan “bez 2) pamuk” < Eski Türkçe çapğan (çaput “eski dokuma bez” ile aynı kökten < çap- “çapmak, vurmak 2) dokumak”)

çap < Tü “çapmak”tan > “basım, vurum” < Eski Türkçe çap- “çapmak, çarpmak, vurmak 2) basmak 3) dokumak” (çaput “dokuma bez”, çapğan “çapan, bez” aynı kökten çak- “çakmak, vurmak”, çal- “çalmak, vurmak” (kaşık çalmak, saz çalmak, çala kaşık, çala kalem vb.)

demxe < Tü damga

demxe kirin < Tü damga'dan “damgalama”

bidemxe < Tü damga'dan “damgalı”

bêdemxe < Tü damga'dan “bîdamga, damgasız”

kole < Tü köle “esir”

kolekî < Tü köle'den “kölece”

kolewari < Tü köle'den “kölevârî, kölece”

koledar, kolewar < Tü köle'den “köleci”

koledarî, kolewarîtî < Tü köle'den “kölecilik”

kole bûn < Tü köle'den “köleleşme”

kole kirin < Tü köle'den “köleleştirme”

koledar < Tü köle'den “köleli”

koletî < Tü köle'den “kölelik”

dîlek < Tü dilek “temennî”

top < Tü top (oyun topu)

top < Tü top (savaş topu)

topik < Tü top, topak'tan “toparlak” (Sözcük Ermenice'ye de bir yemek adı olarak geçmiştir. Topik “nohut ezmesi”)

topikî < Tü top, topak'tan “toparlakça”

topavêj < Tü top'tan “topçu”

topavêjî < Tü top'tan “topçuluk”

top kirin < Tü top (toplu'dan) “toplama”

top bûn < Tü top'tan “toplanma”

qame < Tü kama “hançer”

gerek < Tü gerek “lûzum, lâzım”

gerekî < Tü gerek'tan “gerekçe”

gerek kirin < Tü gerek'ten “gerektirmek”

gerek bûn < Tü gerek'ten “gerekmek”

bey < Tü bay “zengin, varsıl” (Eski Türkçe bay “zengin”)

bey < Tü bey “efendi”

xanim < Tü hanım

xanimtî < Tü hanım'dan “hanımlık”

qîz < Tü kız

Qizilbaş < Tü Kızılbaş

Qizilbaşî < Tü Kızılbaş'tan “Kızılbaşlık”

gizir < Tü kızar- “kızarmak, kızıl olmak”

gizirî < Tü kızar'dan “kızılca”

ocaxvanî < Tü ocak'tan “ocakçılık”

qelq < Tü kalk- “hareket etmek”

xan < Tü han (kağan, bey)

qat < Tü kat “tabaka”

qat bûn < Tü kat'tan “katlanmak”

qat kirin < Tü kat'tan “katlamak”

qata jor < Tü kat'tan “çekme kat”

qat bûyin < Tü kat'tan “katlanış”

qat jimar < Tü kat'tan “kat sayı”

qatkirî < Tü kat'tan “katlı”

qatmer < Tü katmer

qatqat < Tü kat'tan “katkat, katmer”

qatqatî < Tü kat'tan “katkat, katman”

qatqatî bûn < Tü kat'tan “katmerleşmek, katmanlaşmak”

êl < Tü el “halk 2) devlet” (Eski Türkçe él “halk 2) devlet”) Kürtçe “aşiret, oymak” anlamında.

ela < Tü elâ, ala

alav < Tü alav (Eski Türkçe yalav. Aynı kökten yalaz “ateş”, yalım “kıvılcım”) Sözcük, Farsça'ya “alev” olarak geçmiştir.

qerax < Tü kırak “kıyı, kenar 2) sâhil”. Azerbaycan Türkçesi qırax “kenar 2) kıyı”. Kürtçe'ye kırak > qerax “kıyı, sâhil” anlamıyla geçmiştir.

gol < Tü göl

golik < Tü gölek “küçük göl” (Eski Türkçe kölek “gölcük”)

gorî < Tü göre

îsîn < Tü ışımak, ışın “parlaklık”

kirt kirin < Tü kertmek

sax < Tü sağ

saxlem < Tü sağlam

bi saxlemî < Tü sağlam'dan “sağlamca”

saxlem kirin < Tü sağlam'dan “sağlamlama”

saxlem bûn < Tü sağlam'dan “sağlamlaşma”

saxlembûnî < Tü sağlam'dan “sağlamlık

saxlemî < Tü sağlam'dan “saplamlık”

saxberî < Tü sağ'dan “sağlık”

koz < Tü köz

sozdan < Tü söz'den “sözlenme”

sozdanî < Tü söz'den “sözleşme”

bisozdanî < Tü söz'den “sözleşmeli”

bêsozdanî < Tü söz'den “sözleşmesiz”

sozdar < Tü söz'den “sözdar, söz tutan, sadık 2) sözlü”

laqirdî < Tü lakırtı


Kürtçe'deki yabancı kökenli edatlardan, bağlaçlardan bir kısım örnekler


gorî < Tü göre

hema < Arapça amm⠓gelgelelim”

lakîn < Ar lâkin

û < Farsça û “ve”

eger < Fa eger < Eski Farsça agar < hakar, hakaram < ha-karam “bir kez”

gêrçî < Fa agar çi < gar çi “eğer ki”

belkî < Fa bal ki “hatta”

belkiyî < Fa bal ki'den

belkîtiyî < Fa bal ki'den

heta < At hatt⠓ta ki”

qey < Tü kay, ka “ne?” (Eski Anadolu Türkçesi kay “ne, nasıl?”, Kazakça kanday “nasıl?”, kayda “nerede?” Türkçe/Kazaka/Kırgızca/Azerice vb. Kaç “ne kadar?”, kangı “hangi?” kanı “hani?”vb.)

ne < Tü ne

meger < Fa magar < Eski Farsça ma agar

madem < Ar mâ dâma “dâim oldukça”

şayed < Fa şâyad < Eski Farsça şâyistan “uymak, mümkün olmak”

her < Fa har “tüm”

hîç < Fa hêç “hiç”

hîç kes < Fa hêç kes “hiç kimse”

her kes < Fa har kas “tüm kişiler”


Çeşitli kelime örnekleri

qanûn < Ar qânun < Yunanca kanon

yasadan < Tü yasa'dan “kanun koyma, yasama”

yasayî bûn < Tü yasa'dan “yasalaşma”

yasayî kirin < Tü yasa'dan “yasalaştırma”

xêr < Ar xayr “iyilik”

bixêr < Ar xayr'dan “hayırlı”

xêrdar < Ar xary + Fa dâr “tutan, -lı”dan “hayırlı”

xêrxax < Ar xayr + Fa xâh “isteyen”den “hayır isteyen”

xêrkar < Ar xary + Fa kâr “yapan, eden”den “hayır yapan, hayır sever”

kitêb < Ar kitâb

pirtûk < Tü pırtık “kitap, yazma” (Yırtık pırtık)

pirtûk çapker < Tü pırtık + Tü çap- “vurmak 2) basmak” + Fa kâr “eden”den “kitap basan, kitapçı”

pirtûkgeh < Tü pırtık + Fa gâh “yer”den “kitap yeri, kitaplık”

pirtûkxane < Tü pırtık + Fa hâne “ev”den “kitap evi, kütüphâne”

pirtûkxanevan < Tü pırtık + Fa hâne + Fa bân “tutan, -cı”dan “kütüphâneci”

defter < Yun diphthéra “tabaklanmış deri”

defterdar < Yun defter + Fa dar “tutan”

name < Fa nâme “mektup, nâme”

welat < Ar wilâyat “vilâyet, egemenlik bölgesi, ülke, vatan”

welatî < Ar welâyatî “vatandaş”
welatperwer < Ar welâyat + Fa perver “tapan, seven” < parvardan “tapmak” > perest “tapan 2) hizmet eden”

... devam edecek ...





Benzer Konular Daralt

  Konu Forum Konuyu Açan İstatistikler Son Mesaj Bilgisi

1 kullanıcı bu konuya bakıyor

0 üye, 1 ziyaretçi, 0 gizli